Veri İşlemede Görsel Algı

Aslında önemsiz gibi görünen ama insanlık medeniyetinin gelişmesinde en önemli paya sahip olan şey kuşkusuz yazının icadı olmuştur. Olmuştur olmasına ancak sadece 3 bin yıldır insan hayatına girmiş olan yazı insan beyni için çok yenidir. Sadece homo sapiens açısından bile bakılsa, 200.000 yıldır dağa taşa bakarak çıkarsama yapmaya çalışan “insan” beyni için yazı yerine resimlerin anlamlı gelmesi çok da şaşırtıcı değildir. Nitekim yazının temelleri diyebileceğimiz hiyeroglifte ilk işaretler resimlerden başka bir şey değildi. Anlatılmak istenen kavramın resmi çizilirdi.

 

Bunca yıllık geçmişe sahip beynimiz işte bu doğası gereği, ham halde bulunan ya da salt yazı ile ifade edilmiş büyük bir veri kümesini kısa bir sürede algılama yeteneğine sahip değildir. Ancak binlerce yıllık geçmişindeki çalışma prensibince, bilgiyle karşılaştığı ilk anda beyin, bu muğlak bilgiyi alıp tanıdık, düzenli, simetrik ve anlayabileceği bir forma dönüştürmeye (şekiller, resimler, görseller) ve veriyi algılamaya çalışır. Bu algılama aşamasında, veri beynin daha önceden depolamış olduğu bir modele eşlenebilirse, bu oluşan yeni bilginin kavranması ve depolanması çok daha hızlı olmaktadır.

 

Beynin bu algı ve kavrama süreçlerine odaklanarak, algıya yön veren yasaları tanımlayan bir psikoloji kuramı olan Gestalt yasaları bu noktada beynin çalışma biçimine ışık tutmuştur. Bu kuram, insan beyninin verinin bütününü görmek için nasıl bir modelleme yaptığını gözler önüne sermektedir.

 

Gestalt Psikolojisi, bir şeyler gördüğü zaman beynin nasıl çalıştığı, tepki verdiği ve görülen nesnelerin aralarındaki modellerin nasıl algılandığı ile ilgilenmektedir. Özetle ‘insan algısını anlama’ konusuna odaklanmıştır. Gestalt Psikolojisinde başlıca 8 tane bakış açısı tanımlanmış ve çalışılmıştır:

 

Yakınlık

Yakınlık yasasına göre birbirine yakın olarak algıladığımız nesneleri bir grup olarak kabulleniriz. Örnek olarak verilen resimde 40 adet çember bulunmaktadır; ancak beynimiz resme baktığı zaman sağ tarafta 16 tane çemberin oluşturduğu bir kare ve 3 adet 8er tane çemberden oluşmuş dikdörtgen algılar.

 Image result for law of proximity 

 

Reklam panolarında, broşür ve duyularda odak konusu olan olayın ya da ürünün önemini vurgulamak için bu yasadan sürekli faydalanılmaktadır.

 

Benzerlik

Nesneler algılandığı zaman, benzer olanlar beyin tarafından otomatik olarak gruplanır. Örnek olarak resme baktığımızda, beyaz ya da kahverengi çemberler dışında aslında resim üzerinde hiç bir şey yoktur; ancak herkes bu resme ilk baktığında bir pati gördüğünü söyleyecektir.

  

Bu yasa parçaları nasıl bir bütün olarak algıladığımız ile ilgilidir ve bu yasaya göre parçalar algısal olarak renkleri, şekilleri, gölgeleri gibi benzer özellikleri ile gruplanabilir.

 

Kapalılık

Hepimiz IBM logosunu daha önce en az bir kez görmüşüzdür ve herkes aslında logunun, şirketin adı  International Business Machines kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunun farkındadır. Logoya bir kez daha bakacak olursak, aslında logoda harflerin değil yalnızda mavi çizgilerin olduğunu görebiliriz. Beynimiz mavi çizgiler arasındaki boşlukları otomatik olarak doldurmakta ve I, B ve M harflerini okumaktadır.

  

Kapalılık yasasına göre beynimiz, üzerinde eksiklikler olan bir şeyler gördüğü zaman otomatikman eksik parçaları doldurur ve tamamlanmış nesneyi oluşturur.

 

Simetri

Görüntüleri ve nesneleri bir merkeze göre simetrik olarak algılarız.

  

Nesnelerin simetrik ve eşit olarak ayrılması tatmin edici bir duygudur ve beynimiz, uyumlu bir görüntü oluşturmak için otomatik olarak simetrik parçaları birleştirmektedir. Örnek olarak resme baktığımızda, 6 adet parantez yerine 3 adet simetrik parantez ikilisi görürüz.

 

Ortak Kader

Bu yasaya göre benzer yöne doğru hareket halinde olan nesneler bir grup olarak algılanır. Örnek olarak resme baktığımızda ve küreden üçünün sol aşağı, ikisinin sağ yukarı doğru hareket ettiğini düşündüğümüzde hareket eden 5 küre yerine zıt yönlere giden 2 grup küre görürüz.

  

Devamlılık

İki nesne kesiştiği zaman, kesişen nesneleri birbirlerini bölüyorlarmış gibi algılamayız. Nesneler üst üste binmiş bile olsalar bu yasa geçerliliğini korur. Örnek olarak resmi incelediğimizde, biri yukarıdan aşağıya, diğeri ise soldan sağa doğru çizilmiş iki adet kesişen eğri görürüz.

  

 

Şekil Zemin İlişkisi

Eğer bir nesnenin elemanları, bir model meydana getiriyorlarsa bir grup olarak görülürler.

  

Bu yasaya göre, içgüdüsel olarak etrafımızdaki dünyanı en basit formunda görmeye çalışırız ve bize yabancı gelen şeyleri otomatik olarak göz ardı ederiz. Bu yasa, bilinçaltına odaklanır ve diğer Gestalt yasalarının da temelini oluşturmaktadır.

 

Geçmiş Tecrübe

Bu yasaya göre, geçmişte yaşadığımız olaylara göre, algıladığımız nesneleri kategorize ederiz. Farkında olmadan bu yasayı en sık uyguladığımız zamanlarsa el yazısı okuduğumuz zamanlardır. Örnekte i be n harfleri yan yana geldiklerinde u harfi olarak görülebilirler; fakat geçmiş tecrübelerimizden faydalanarak harfleri oldukları gibi algılarız.


İnsan zihninin kavrama ve anlama tarzı keşfedildiğinde; “görsel modelleme”nin veriyi bilgiye dönüştürmek noktasındaki işlevi çok net bir biçimde görülmektedir. “Görsel modelleme” ve “veri görselleştirme” noktalarında karşımıza çıkan problemlerle başa çıkmanın yolu ise Gestalt yasalarını takip etmekten geçiyor. Nasıl ki tasarım desenleri tekrar tekrar gelişmiş problemler için ana bir çözüm olarak elimizin altında ise, Gestalt yasaları da bir yazılımdaki görselleştirme aşamalarında bir kılavuz olarak elimizin altında olmalı ve bu tekniklere hakim olmadan kullanıcı dostu uygulamalar geliştiremeyeceğimizi bilmeliyiz. Galaksiya Bilişim Teknolojileri olarak, kullanıcı deneyimini oluştururken bilişsel psikoloji alanından yararlanmanın; ihtiyaçları doğru anlama, veriyi ve verinin içindeki bağlantıları hesaba katarak modelleme yapma ve bunları yazılımlarımıza dahil etme aşamalarındaki öneminin farkındayız. Bu farkındalık bizi kullanıcı dostu yazılımlar üretmeye her geçen gün bir adım daha yaklaştırıyor.